lay on - Turc Anglais Dictionnaire

lay on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "lay on" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 48 résultat(s)

Anglais Turc
General
lay on v. yüklemek
lay on v. yüklenmek
lay on v. koymak
lay on v. sağlamak
lay on v. ayarlamak
lay on v. halletmek
lay on v. üzerine atılmak
lay on v. üstüne sürmek
lay on v. sürmek
lay on v. saldırmak
lay on v. temin etmek
Phrasals
lay on v. vurmak
lay on v. dövmek
lay on v. saldırmak
lay on v. suç atmak
lay on v. itham etmek
lay on v. yüzeye uygulamak
lay on v. (kilo) almak
lay on v. (su, gaz vb.) dolum yapmak
lay on v. düzenleme yapmak
lay on v. (etkinlik) ayarlamak
lay on v. (kağıtları) baskı makinesine yerleştirmek
lay on v. bırakmak
lay on v. kaplamak
lay on v. döşemek
lay on v. donatmak
lay on v. birini bir şeyle yüzleştirmek
Colloquial
lay on v. abartılı davranmak
lay on v. aşırıya kaçmak
lay on v. ölçüsüz davranmak
lay on v. ölçüsünü kaçırmak
lay on v. dozunu kaçırmak
lay on v. yaymak
lay on v. sermek
lay on v. açmak
lay on v. görüntüsünü/tavrını değiştirmek
lay on v. bir görüntü/tavır takınmak
lay on v. hazır etmek
lay on v. ayarlamak
lay on v. özenle hazırlamak
lay on v. açığa vurmak
lay on v. ortaya sermek
lay on v. su yüzüne çıkarmak
lay on v. söylemek
lay on v. anlatmak
Idioms
lay on v. hazırlamak
lay on v. örgütlemek
lay on v. organize etmek

Sens de "lay on" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
lay hands on v. el atmak
lay it on v. pohpohlamak
lay hands on v. bulmak
lay one's hands on v. elde etmek
lay the cards on the table v. fikirlerini açıkça söylemek
lay one's hands on v. bulmak
lay the cards on the table v. dürüst ve açık olmak
lay it on thickly v. yağ çekmek
lay the cards on the table v. kartlarını açmak
lay hands on v. yakalamak (cezalandırmak/dövmek için)
lay it on thick v. çok pohpohlamak
lay hands on v. zor kullanmak
lay hands on v. yakalamak
lay stress on v. vurgulamak
lay eyes on v. bakmak
lay one's hand on v. bulmak
not to lay a finger on someone v. kılına dokunmamak
lay eyes on v. süzmek
lay the blame on v. suçu başkasının üzerine atmak
lay it on with a trowel v. pohpohlamak
lay stress on v. üzerinde durmak
lay it on with a trowel v. abartmak
lay it on with a trowel v. methetmek
lay the blame on v. üstüne atmak
lay it on v. abartmak
lay one's hands on v. yakalamak (cezalandırmak/dövmek için)
lay hands on v. ele geçirmek
lay hands on something v. bir şeye el atmak
lay the blame on somebody v. kabahati birinin üzerine atmak
lay one's hands on v. ele geçirmek
lay one's hands on v. sahip olmak
lay on the stocks v. kızağa çekmek
lay a tax on v. vergi koymak
lay it on v. göklere çıkartmak
lay on party v. parti düzenlemek
lay on entertainment v. eğlence tertip etmek
lay on entertainment v. eğlence düzenlemek
lay on party v. parti tertip etmek
lay weight on v. vurgulamak
lay emphasis on v. üzerinde durmak
lay emphasis on v. vurgulamak
lay weight on v. üzerinde durmak
lay hands on v. -e dokunmak
lay hands on v. -e el sürmek
lay a burden on v. birine yük yüklemek
lay a burden on v. birine sorumluluk yüklemek
lay a burden on v. yükü birinin sırtına yüklemek
lay hopes on v. bel bağlamak
lay hopes on v. umudunu bağlamak
lay emphasis on v. önemine vurgu yapmak
lay stress on v. önemini vurgulamak
lay weight on v. önemine vurgu yapmak
lay emphasis on v. altını çizerek belirtmek
lay weight on v. önemini vurgulamak
lay emphasis on v. önemini belirtmek
lay weight on v. önemini belirtmek
lay stress on v. önemine vurgu yapmak
lay weight on v. altını çizerek belirtmek
lay stress on v. altını çizerek belirtmek
lay emphasis on v. önemini vurgulamak
lay stress on v. önemini belirtmek
lay eyes on someone v. birini gözüne kestirmek
lay eyes on someone v. gözüne birini kestirmek
lay eyes on someone v. birisini gözüne kestirmek
lay too much stress on v. üzerinde önemle durmak
lay too much stress on v. önemle üzerinde durmak
lay great stress on something v. bir şeyin üzerinde ısrarla durmak
lay spread-eagle on the floor v. kol ve bacaklar yanlara açılmış olarak yatmak
lay on the oars v. (kürek) çekmeyi kesmek
lay on one's oars v. (kürek) çekmeyi kesmek
Phrasals
lay hold on v. tutmak
lay hold on v. ele geçirmek
lay hold on v. yakalamak
lay it off on someone v. suçu birinin üzerine atmak
lay something on someone v. birinin üstüne bir şey (battaniye/örtü) sermek
lay (something) on (someone or something) v. (bir şeyi birinin/bir şeyin) üstüne atmak/yıkmak
lay (something) on (someone or something) v. (bir şeyi birinin/bir şeyin) üstüne sermek
lay (something) on (someone or something) v. (bir şeyi birinin/bir şeyin) üstüne bırakmak
lay (something) on (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) dayatmak/zorla benimsetmek
lay (something) on (someone or something) v. (bir şeyi birinin/bir şeyin) üstüne koymak
lay out on v. '-e para yatırmak/bayılmak
lay out on v. için para harcamak
lay out (an amount of money) on (someone or something) v. (birine/bir şeye) (belli bir miktar) para bağlamak
lay out on v. '-e para bağlamak
lay out (an amount of money) on (someone or something) v. (birine/bir şeye) (belli bir miktar) para yatırmak/bayılmak
lay out (an amount of money) on (someone or something) v. (biri/bir şey için) (belli bir miktar) para harcamak
Colloquial
lay something on someone v. birinin üstüne atmak/yıkmak
lay something on someone v. birini bir şeyle suçlamak
lay something on someone v. birine bir şey hakkında suç atmak
lay something on someone v. bir şeyi birine anlatmak
lay something on someone v. bir şeyi birine söylemek
lay something on someone v. birine bir fikir/plan sunmak
lay something on someone v. birine içini dökmek
Idioms
lay it on thick v. pireyi deve yapmak
lay it on with a trowel v. ballandıra ballandıra anlatmak
not lay a finger on v. kılına dokunmamak
lay something on the line v. dobra dobra konuşmak
lay one's cards on the table v. gizlisi saklısı olmamak
lay on the shelf v. kızağa çekmek
lay on the line v. tehlikeye atmak
lay on the line v. riske sokmak
lay on the line v. para bağlanmak
lay a finger on v. zarar vermek
lay a finger on v. canını yakmak
lay a finger on v. incitmek
lay a finger on v. elini sürmek
lay a finger on v. üzmek
lay eyes on v. görmek
lay eyes on v. dikkatle bakmak
lay an embargo on v. ambargo uygulamak
lay an embargo on v. ambargo koymak
lay one's head on the block v. okkanın altına girmek
lay one's head on the block v. kendini tehlikeye atmak
lay one's head on the block v. kendini riske atmak
lay one's head on the block v. kendini okkanın altına atmak
lay one's cards on the table v. teklifsiz olmak
lay one's cards on the table v. açık oynamak
lay violent hands on v. birden kapmak
lay violent hands on v. aniden yakalamak
lay one's card on the table v. açıkça ortaya koymak
lay one's card on the table v. açık oynamak
lay one's card on the table v. açık olmak
lay one's card on the table v. kartlarını açmak
lay on the line v. riske atmak
lay on the line v. tehlikeye sokmak
lay on the line v. riske atılmak
lay on the line v. riske girmek
lay it on thick v. pohpohlamak
lay it on thick v. yalakalık yapmak
lay a trip on someone v. birisini ağır biçimde eleştirmek
lay a heavy trip on someone v. birisini ağır biçimde eleştirmek
lay a guilt trip on someone v. yaptığı bir şey yüzünden kendisini suçlu hissettirmek
lay a hand on v. el sürmek (yasak olan bir şeye)
lay a hand on v. el kaldırmak (dayak)
lay some sweet lines on someone v. tatlı dil dökerek birisini ikna etmeye çalışmak
lay some sweet lines on someone v. yağcılık ederek birini kandırmaya çalışmak
lay a (heavy) trip on someone v. birisini ağır biçimde eleştirmek
lay the blame on somebody v. birisini sorumlu tutmak
lay the blame on somebody v. birisini suçlamak
lay it around on v. üzerine bahis oynamak
lay the finger on someone v. birini suçlamak
lay the finger on someone v. (bir suçluyu vb) işaret etmek
lay the cards on the table v. kartlarını açmak
lay a finger on v. kılına dokunmak
lay the blame on someone v. başkasını sorumlu tutmak
lay the blame on someone v. suçu başkasının üzerine atmak
lay eyes on v. ilk kez gözüne çarpmak
lay eyes on v. ilk kez görmek
lay a hand on somebody v. birine elini kaldırmak
lay it on with a trowel v. pohpohlamak